**Hayatın Gizemi: Boşluklar ve Sessizlikler Üzerine Bir Komedi**
Şimdi, bu boşluk meselesini biraz mizahi bir şekilde ele alalım. Mesela, WhatsApp’ta birine uzun uzun yazıyorsun, sonra o kişi sadece “OK” yazıp geçiyor. O “OK”nin ardından gelen sessizlik var ya, işte o boşluk insanın ruhuna işliyor. Bir de o “yazıyor…” yazısı çıkıp çıkıp kayboluyor ya, işte o an insan kendini uzay boşluğunda kaybolmuş bir astronot gibi hissediyor.
Peki ya şu meşhur “konu açmaya çalışıp başarısız olma” anları? Mesela arkadaşına “Nasılsın?” diye sorarsın, o da “İyiyim” der ve konu orada biter. Eee, ne yapacağız şimdi? İkinci bir soru mu? Yoksa sessizce uzaklaşıp bu başarısız sosyal etkileşimden kaçmak mı? İşte hayatın zor soruları bunlar!
Ama durun, boşluklar her zaman kötü değildir. Mesela dolmuşta yanınıza kimse oturmadığında oluşan o tatlı boşluğu düşünün. Ya da sabah kahvaltıda çayın yanında simit kalmamışsa ama poğaça varsa… İşte o boşluğu poğaçayla doldurmanın verdiği huzur paha biçilemez!
Hayat bazen boşluklarla dolu olabilir ama unutmayın ki bu boşlukları doldurmak bizim elimizde. Biraz kahkaha, biraz çay ve bolca simit… İşte hayatın sırrı bu!
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere! Unutmayın, bazen en komik hikayeler en sessiz anlarda başlar. 😉



Bir yanıt yazın